TÜRK MİMARLIĞI hakkında bilgi ödev
TÜRKLER bugüne kadar yurt edindikleri,
idareleri altında bulundurdukları
ülkelerde kendi mimarlık geleneklerine,
zevklerine göre sayısız mimarlık eserleri
meydana getirmişlerdir. Dünyanın neresinde
olursa olsun Türk mimarlık eserlerinde
bir ortak karakter, özel bir üslûp
göze çarpar.
Türk mimarlığı Orta Asya’da doğmuş,
Türkler’in yayılma hareketiyle birlikte batıya
doğru yayılmıştır. Bu bakımdan,
Türk mimarlığını iki ana bölümde incelemek
gerekir: l).Orta Asya Mimarlığı; 2)
Anadolu Mimarlığı.
Orta ve On Asya Türk Mimarlığı
Asya’da gelişen Türk mimarlığını Müslümanlıktan
önce ve sonra olmak üzere
ikiye ayırmak gerekir. Türkler’in Orta Asya’da
bıraktıkları mimarlık eserleri çeşitli
mezarlar, kurganlar, bazı Budist tapınaklarıdır.
Orta Asya’da göçebe bir hayat
süren Türkler’in ilk mimarlık eserlerinde
o zamana kadar, kullanageldikleri
çadır biçimlerinin önemli etkileri olmuştur.
Kurganların bindirme taşlarla
yapılan kemerleri daha sonraları gittikçe
gelişmiştir.
Müslümanlıktan sonra Orta Asya Türkleri
mimarlık alanında günden güne ilerleyerek
medreseler, türbeler, camiler, kervansaraylar,
köprüler yapmışlardır. Müslümanlığı
ilk kabul eden Türk devletlerinden
Gazneliler de önemli mimarlık
eserleri yaratmışlardır.
XI. yüzyılın ortalarına doğru kurularak
geniş bir alanı kaplayan Büyük Selçuklu
İmparatorluğu zamanında, daha
sonra onların yerine kurulan Harzemşahlar
Devleti zamanında Ön Asya’da birçok
mimarlık eserleri meydana getirilmiştir.
Bu eserlerin başlıcaları Ürgenç’teki
Törebek Hatun Türbesi, Aşkabat’taki camidir.
Daha sonraları gene Türk mimarları
tarafından Sultaniye’de yapılan Ulcaytu
Mehmet Hudabende Türbesi (1320), Semerkant’taki
Şahzinde Camisi (1392) gibi
eserler Ön Asya’daki Türk mimarlığının
başlıca örnekleri arasındadır.
Anadolu Mimarlığı
Anadolu’daki eserler, Türk mimarlık
sanatının zirvesini temsil eder. Bu devre
Selçuklular ve Osmanlılar devri olarak iki
ayrı karakter gösterir.
SELÇUKLULAR DEVRİ. — Selçuklular
devrinde Anadolu’nun birçok yerlerinde
bugüne kadar ayakta duran önemli mimarlık
eserleri meydana getirilmiştir. Bu
eserlerin başında camiler, medreseler,
türbeler, kervansaraylar, hanlar gelir.
Selçuklular’ın ticaret yollan üzerinde gidip
gelen kervanlar için birer günlük
uzaklıklarda yaptıkları kervansaraylar,
devrin mimarlık üslûbunu belirten en
güzel örnekler arasındadır. Bunların başında
Konya – Aksaray yolu üzerindeki
Sultan Hanı (1229), Kayseri – Sivas yolu
üzerindeki Sultan Hanı (1229), Konya yolundaki
Ak Han (1250), îshaklı Kervansarayı
bu çeşit eserlerin en önemlileridir.
Selçuklular zamanında bir bilim ve din
merkezi olan Konya başta olmak üzere
Kayseri, Sivas, Divriği, Niğde, Van, Ahlat,
Tokat, Erzurum, Amasya gibi merkezlerde
çeşitli türbeler, medreseler yapılmıştır.
Selçuklular, zamanının üniversitesi
olan medreselere büyük önem verirdi.
Konya’daki Sırçalı Medrese (1243), Karatay
Medresesi (1252), Sivas’taki Gök Medrese
(1271), Büruciye Medresesi (1270),
Kayseri’deki Sahibiye Medresesi (1267),
Şahin Medresesi (1270), Huand Hatun
Medresesi (1237), Saracettin Medresesi
(1238), Çifte Medrese (1205), Niksar’da
Yağıbasan Medresesi (1157) bunların başlıca
örnekleridir.
Selçuklular devrinde yapılan camilerin
en önemlileri de yapılış sıralarına göre,
şunlardır: Kayseri’de Ulucami ve Külük
Camisi (1140), Sivas’ta Ulucami (1180),
Divriği’de Hisar Camisi (1180), Konya’da
Alâettin Camisi (1220), Amasya’da Burmalı
Minare Camisi (1237), Kayseri’de
Huand Hatun Camisi (1237), Konya’da
İnce Minareli Cami (1258).
Selçuklular zamanında çeşitli saraylar
da yapılmıştır. Ancak, bugün bunlardan
Konya’da Kılıç Arslan Sarayı ile Beyşehir
Gölü’nün batı yakasındaki Kubadabat
Sarayı’nm yıkıntıları kalmıştır.
Radkân’da, bir Türk çadırım andıran bir
türbe. Yandaki atlı, türbenin büyüklüğü
hakkında bize bir fikir vermeye yarıyor.
OSMANLILAR DEVRİ. — Türk mimarlığının
en güzel eserlerini vermiş olan
Osmanlı mimarlığı başlıca altı bölüme
ayrılır:
1. — Başlangıç Devri (Bursa Üslûbu):
İmparatorluğun kuruluş yıllarından başlayarak
XV. yüzyılın sonuna kadar gelen
bu süre içinde Osmanlı mimarlığında
mimarlığında
önce Selçuklu mimarlığının etkileri
görülür, sonraları kendine has bir özellik
kazanmaya başlar. Bu devrede Bursa’da,
Manisa’da, İstanbul’da çeşitli eserler
meydana getirilmiştir. En önemli dinî
mimarlık eserleri Bursa’da Ulu Cami
(1379-1399), Alâettin Paşa Camisi (1339),
Yıldırım Bayezit Camisi (1389), Yeşil
Cami (1415-1422); Edirne’de Eski Cami
(1404), Muradiye Camisi (1428-1462); İstanbul’da
Fatih Camisi (1462)dir.
2. — Yüksek Devir (Klasik Üslûp):
XVI. ve XVII. yüzyıllarda devam eden
klasik üslûp devrinde Osmanlı mimarlığının
en yüce eserleri yaratılmıştır. Edirne’deki
Selimiye’den İstanbul’daki Süleymaniye’ye
varıncaya Jtadar sayışır sanat
eserleri bu devirde yapılmıştır (Bk. Cami
; Türbe; Mimar Sinan; Mehmet Ağa;
Çeşme; İstanbul).
3. — Lâle Devri (Lâle Üslûbu): Devrin
çiçek merakının mimarlığa da geçtiği
yapılarda göze çarpar. Bu devirde daha
çok çeşmeler, sebiller, köşkler yapılmıştır.
Bu devir 1700′den 1730′a kadar sürmüştür.
4. — Nizam-ı Cedit Devri (Barok Üslûbu):
1730′dan XIX. yüzyılın başlarına
kadar süren bu üslûpla da İstanbul’da
çok güzel eserler meydana getirilmiştir’
(Bk. Barok).
5. — Tanzimat Devri (Ampir Üslûbu):
1875 yılına kadar sürmüştür. Fransa’da
Napoleon devrinde meydana çıkan üslûbun
etkilerini taşır. Başlıca örneği Sultan
Mahmut Türbesi’dir.
6. — Yeni Türk Devri (Yeni Klasik
Üslûp): Bu devre 1875′ten 1923′e kadar
sürer. Avrupa etkisiyle Türkiye’ye giren
Barok, Ampir gibi üslûplara bir tepki
olarak doğan, Türk mimarlığının özelliklerini
yeniden canlandırmaya çalışan bu
üslûbun ilk güzel örneği Çırağan Sarayı’dır.
Mimar Kemalettin Bey tarafından
yapılan Bostancı Camisi, Vakıf Hanları,
Mimar Vedat Bey’in yaptığı Büyük
Postahane bu tarzın en önemli Örnekleridir.
CUMHURİYET DEVRİ. — Atatürk devrimleriyle
her bakımdan akılcı (rasyonel)
bir yola yönelen Türk toplumu mimarlıkta
da, bu çağdaş anlayışla, birçok güzel
eserler yaratmıştır. Osmanlı mimarlığının
Doğu’ya bağlı estetik anlayışı yerine,
çağdaş anlayışı Türk sanatının geleneksel
özellikleriyle bağdaştıran yeni
mimarlarımız gerçekten Türk havasını
taşıyan eserler meydana getirmişlerdir.
Bu çığırda en başarılı mimarlarımızdan
biri Emin Onat’tır. Anıt-Kabir, Çanakkale
Anıtı, İstanbul Üniversitesi’nin Fen ve
Edebiyat fakülte binaları, İstanbul Radyoevi,
İstanbul’da Taşlık’taki gazino binası
Onat’ın başlıca eserleri arasındadır.
Öte yandan, nüfus artması, konut ihtiyacının
büyümesi üzerine, Batı şehircilik
anlayışına yeni Türk mimarlığında büyük
önem verilmiş, birçok şehirlerimizin genişlemesi
plana bağlandığı gibi, bu toplumsal
ihtiyacı karşılayacak biçimde, modern
mimarlık tarzında binalar yapılmaya
başlanmıştı